Sitemizi kullanabilmeniz için tarayıcınızda javascriptlerin çalışmasına izin vermelisiniz.
Onceki
Kapat
Bekleyiniz, resim yukleniyor...
Sonraki
Sonraki
PetVet
Pzt - Ct  09:30 - 20:00
Pazar  10:00 - 18:00
Acaba Kediler Herhangi bir Klinik Belirti Göstermeden Mantar Taşıyıcısı Olabilirler mi? Halk arasında mantar olarak adlandırılan dermatofitosiz; deri, kıl kökleri ve tırnaklarda sık görülen bir enfeksiyon olup, hayvanlar ve insanlar arasında oldukça hızlı seyreden bulaşmalara neden olur. Yaşlı ve yavru kediler ile, bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler risk altındadır. Mantar enfeksiyonu genel olarak yüz, kafa veya kuyruk bölgesinde tüy dökülmesi ile kendisini gösterir. Kaşıntı bazı olgularda vardır, ancak tipik bir bulgu değildir. Yangılı, kuru, kepekli ve kabuklu lezyonlar kimi durumda fark edilebilir olsa da, kimi zaman bu lezyonların hiçbirisi belirgin olmayabilir. Bazı orta dereceli vakalardaki belirtiler, mite (akar) enfeksiyonuna benzeyebilir. Uzun tüylü kedilerde belirgin bir şikayet olmasa da, etkeni taşıyan kedi bulaştırıcı rol oynayabilir. Yavru kedilerde erken dönemdeki klinik belirtiler; yüz, kulaklar ve patilerde başlayabilir. Kedilerin yalanma alışkanlıkları ile de enfeksiyon, tüm vücuda hızlıca yayılabilir. Fungusların bazı türleri toprakta yaşamasına rağmen, toprağın eşelenmesi, üzerinde yürünmesi vb ile bulaşabildiğinden, insan ve hayvanlar için enfeksiyon kaynağı olma riskini barındırmaktadırlar. Hayvanın üzerinde bulunan mantar; onun yatağını, fırçalarını, oyuncaklarını yani çevresini de kontamine eder (bulaşıp yayılır). Yapılan çalışmalarda mantar sporlarının 18-24 ay boyunca bu ortamlarda canlı kaldığı görülmüştür. Mantar sağlıklı deriyi enfekte eder. Ancak eğer deri üzerinde kaşıntılardan dolayı oluşan çizik ve yaralanma varsa, bu yüzeyleri daha çabuk enfekte ederler. Kedilerin tüylerine bulaştığında öncelikle tüy kökünü zayıflatır ve dökülmelere neden olur. İlerleyen zamanlarda geniş alopesik (tüysüz) alanlar oluşur. İleri derece enfeksiyonlarda ise deride geniş alanlarda yangı, kepeklenme ve kabuklanmalar da şekilenir. Eğer tırnaklar enfekte olursa, kolay kırılan ve deforme, şekli bozulmuş tırnak yapıları şekillenir. Nasıl tedavi edilir? Şüpheli durumlarda deriden kazıntılar ve örnekler alınarak tüy ve kıllar mikroskop altında incelenir; mantar sporları aranır, mantar kültürü yapılabilir veya Wood’s lambası ile UV ışığı altında inceleme yapılır. Bazı mantar türleri UV ışığı altında elma yeşili rengi olarak adlandırılan renkte parlarlar. Ancak atlanılmaması gereken önemli nokta, bu patojen mantar etkenlerinin sadece bir kısmı UV altında renk değişimi yapar. Diğer türlerle enfeksiyonda ise renk oluşumu görülmez. Sonuçta Wood's lambası ile teşhiste pozitif sonuç alınması mümkün iken, negatif sonuçlar mantarın olmadığı anlamına gelmez. Eğer fungal kültürü yapıldı ise, burada oluşan üremeler dikkatli bir şekilde incelenerek teşhis konulabilir. Teşhisin temel kriteri, mantar kültürü yapılmasıdır. Eğer evde beslenen birden fazla hayvan varsa, hepsinin kültür yapılarak enfeksiyon açısından incelenmesi gerekmektedir. Sağlıklı kedide mantar enfeksiyonu kendi kendine 6 ay gibi bir sürede iyileşebilirken, yapılan tedavi ile süreç oldukça kısalır. Topikal (bölgesel) olarak uygulanan ve türe uygun şampuanlar, banyolar ve/veya kremlerle orta dereceli lezyonlar tedavi edilebilirken; çok yaygın ve metabolik sorunu nedeniyle bölgesel tedavinin yeterli olamayacağı vakalarda sistemik ilaçlar veteriner hekim tarafından birarada kullanılabilir. Tedavi ortalama 6 hafta kadar sürebilirken, bazı vakalarda daha uzun sürelerde bile enfeksiyonun tamamen atlatılmadığı da görülebilir. Bu durum tamamen, "hangi hayvanın, hangi mantar türü ile, ne kadar enfekte olduğuna" bağlıdır. Mantar kültür sonuçlarının negatif olarak adlandırılması için, gerekli bekleme süresinin 30 gün olduğu düşünüldüğünde, bu sonuç alınana kadar tedaviye devam edilmesi gerekliliği açıktır. Evdeki kontamine alanlarda mantar sporlarının 18- 24 ay arası canlılığını koruduğu bilindiği için, evin ve çevrenin düzenli olarak temizlenmesi ve elektrik süpürgesi ile makinelenmesi; mantar sporlarıyla tekrarlayan enfeksiyonlardan ev halkını ve petleri koruyabilmek için önemlidir. Süpürge torbası bekletilmeden dışarıya çöpe boşaltılmalı ve temizlenebilen yüzeyler çamaşır suyu ile (1:10 oranında sulandırılarak) silinmelidir. Hayvan sahibinin el hijyenine dikkat etmesi ve kedisinin veya köpeğinin tüyleri ile temas etmiş kıyafetlerini uygun biçimde temizlemesi de unutulmaması gereken korunma yöntemlerinin arasında sayılmaktadır.
Kedinizin hangi aşıya ihtiyacı olduğunu anlamanız için, aşılama prosedürlerini ve immunizasyon (bağışıklık) ile ilgili beklenen yararları ve olası riskleri bilmeniz gerekmektedir. Kediniz için hangi aşının gerekli ve uygun olduğuna, ancak bu bilgilere sahip olduktan sonra karar verilmesi önemlidir. Kedinizin yaşam şekli, çevre koşulları, sağlık geçmişi ve şimdiki sağlık durumu ve kullandığı ilaçlar; verilecek kararı etkilemektedir. Kedim neden aşı olmak zorundadır? Bağışıklık sistemi kedinizin sağlığının korunmasında çok önemli bir konuma sahiptir. Bu kompleks sistemin en önemli işlevi; özel hücre ve moleküler yapılar ile kedinizi virüs, bakteri ve diğer parazit ve organizmalardan kaynaklanan enfeksiyonlardan korumaktır. Aşılar; kedinizin bağışıklık sisteminin belli bazı hastalık etkenleri ile karşı karşıya kaldığı durumlarda, bu etkenlere karşı savaşa hazır olmasına yardımcı olur. Aşılar, antijen içerirler. Antijenler hastalık etkenine benzese de hastalık yapma kabiliyetleri yoktur. Aşı yapıldığında kedinizin bağışıklık sistemi koruyucu bir cevap geliştirir ve kediniz bu hastalık etkenlerine bir şekilde maruz kaldığında bağışıklık sistemi; ya enfeksiyondan kedinizi koruyacak ya da hastalığı hafif geçirmesine yardımcı olacaktır. Aşılar bulaşıcı hastalıkların kontrolünde önemli rol oynasalar da birçoğu istenilen seviyede bağışıklık oluşturmaz veya oluşan yanıt her kedide aynı seviyede olmayabilir. Dolayısı ile aşılı olsa bile kedinizi bulaşıcı hastalığı kapabilecek çevrelerden uzak tutmalısınız. Yavru kedilere neden seri aşılamalar yapılır? Yavru kediler doğumdan sonraki ilk saatlerde annelerinden emdikleri sütten geçen (maternal) antikorlar (koruyucular) sayesinde kendi bağışıklık sistemleri gelişene kadar korunurlar. Ancak bu pasif antikorlar doğumdan sonraki haftalarda azalarak kaybolurlar ve yavru kedi enfeksiyonlara açık hale gelir. Aşılamalar başladığında eğer maternal antikorlar halen yavru kedide yüksek seviyede bulunuyorsa yapılan aşılarla maternal antikorlar çarpışırlar ve bağışıklık siteminin doğru bir şekilde aşıdan yararlanmasını engelleyebilirler. Yani aslında her yapılan aşı koruma sağlayamayabilir. Dolayısı ile ilk aşılamalar, yavru kediler 6 ila 8 haftalık iken, 3-4’er hafta aralarla maternal antikor seviyesi azalana kadar yapılır. Bazı kedilerde maternal antikorların 12 haftalık olana kadar kanda bulunduğu bildirilmiştir. Aşılama başlarken eğer kediniz için uygun ve güvenli ortam varsa, maternal antikorların azalacağı dönem sonuna kadar aşılama ertelenebilir. Zorunlu olarak yapılması gereken aşılar nelerdir? Uluslararası Veteriner Hekimler Birliği (WSAVA) tarafından yayınlanan aşılama klavuzunda kediler için yapılan aşılar iki kategoriye ayrılarak önerilerde bulunulmuştur. Core/Non-Core (yapılması zorunlu olan ve zorunlu olmayan) aşılar. Core aşılar tüm kediler için gerekli olan ve hayati önem taşıyan aşılardır: Karma aşı; Panleukopeni (kedi gençlik/distemper), Calicivirus, Herpes virus içeren aşılar ve kuduz aşısı. Non-core aşılar ise kedinin yaşam şartları göz önünde bulundurularak yapılması gereken aşılardır. Bu aşılar ise; Kedi Leukemia Virüsü (FeLV), Bordotella, Chlamydophilafelis ve Feline Immunodeficiency Virüs (FIV) aşısıdır. Veteriner hekiminiz hangi aşının yapılacağına; kedinizin yaşı, yaşam şartları ve sağlık durumuna göre karar vermelidir. Kedim ne kadar sıklıkla aşılanmalıdır? Hekiminiz; aşılama programını ve sıklığını kedinizin yaşı, sağlık durumu çevre ve yaşam şekline bağlı olarak programlayacaktır. Kedinizin aşıya ihtiyacı olup olmadığı, mevcut aşıların yeterli koruma sağlayıp sağlamadığı veya özel bir sağlık sorunu olan kedinizin yıllık aşılarının yapılmaması veya ertelenmesi durumunda bu karardan onun nasıl etkileneceğini ancak daha önce yapılan aşıların antikor titre seviyeleri (yani koruyuculuk seviyesi) ölçerek anlaşılabilir. WSAVA ve BSAVA gibi kuruluşlarca yayınlanan aşılama kılavuzlarında antikor seviyesi ölçümleri ayrıntılı olarak açıklanmakta ve Feline Vaccicheck Antikor Eliza Testi ile bu titre ölçümlerinin yapılması ve uygun durumdaki kedilere aşı yapılması önerilmiştir. Kliniğimizde aşı programları yukarıda özetlenen bilgiler ışığı altında; kedinizin yaşadığı ortam, yaşı ve sağlık durumu göz önüne alınarak uygulanmaktadır.
Soğuk havanın, kedi ve köpekler üzrindeki olumsuz etkilerini biliyor olabilirsiniz, ancak sıcak hava da aynı şekilde tehlikelidir. Havanın size çok sıcak gibi gelmediği günlerde bile. Riskleri bilip hazırlıklı olmak, evcil hayvanınızı güvende tutacaktır. Hazırlıklı Olun: Veteriner Hekiminizle sıcak havanın yaratabileceği riskler (ve eğer evcil hayvanınızla bir seyahat planınız var ise bu konu) hakkında görüşün. Evcil hayvanınızın her daim, sınırsız taze suya erişiminin olduğundan; ve eğer dışarıdaysa, mutlaka gölgelik bir alana erişebildiğinden emin olun. Pire, kene ve sineklerden geçen (sivrisinek, kumsinegi) kalp kurdu leishmaniasis ve diğer ölümcül kan parazitlerinden kedinizi ve köpeğinizi korumak için uygun reçeteli tasma ve damla kullanın. Veteriner Hekiminize, sıcak çarpması belirtilerini nasıl anlayacağınızı danışın. Evcil Hayvanınızı Evde Bırakın Mümkün olduğunca, siz dışarıya çıktığınızda evcil hayvanınızı evde bırakın. Evcil hayvanınızın konforu için ev içerisinde farklı sıcaklıklarda alanlar sağlayın Bir evcil hayvanı, gölgede ve/veya pencereleri aralık olsa bile asla araç içinde bırakmayın. Hava sıcaklığı çok yüksek olmasa bile, araç içleri çok hızlı şekilde ölümcül sıcaklıklara ulaşabilir. Geçen Süreye göre Araç içi Sıcaklığı (*): Geçen Süre Hava Sıcaklığı (C) - (Araç Dışı) 21 24 26 29 32 35 0 dakika 21 24 26 29 32 35 10 dakika 32 34 37 40 43 45 20 dakika 37 40 43 45 48 51 30 dakika 40 43 45 48 51 54 40 dakika 42 45 48 50 53 56 50 dakika 44 47 49 52 55 58 60 dakika 45 48 50 53 56 59 1 saat > 47 49 52 54 57 60 * San Francisco Üniversitesi'nin yayınıdır. Onlara Konforlu bir Ortam Sunun Eğer dışarısı sizin için sıcaksa, onlar için çok daha sıcaktır Beraber gerçekleştireceğiniz yürüyüş, koşu veya bisiklet turlarını havanın serin olduğu saatlere bırakın Köpeğinizi, patilerini yakabilecek asfalt gibi sıcak yüzeylerden uzak tutun Veteriner hekiminize, köpeğinizi sıcak havadan korumak için güneşten koruyucu sprey önerip önermediğini danışın Köpeğinizle Birlikte Egzersiz Yapmak Veteriner hekiminize, köpeğiniz için bir egzersiz planı başlatmadan önce danışın. Kilolu köpekler ve kısa burunlu köpek ırkları sıcak havalardaki egzersizlere karşı daha yüksek risk altındadır. Özellikle hava sıcaklığının yüksek olduğu saat dilimlerinde, asla köpeğinizle yürüyüş, koşu veya bisiklet turlarını gerçekleştirmeyin Sık sık mola verin Hem kendiniz için hem de evcil hayvanınız için her zaman yanınızda yeterli su bulundurun Sıcak Çarpmasının Belirtileri Eğer bu belirtilerden herhangi birini görürseniz derhal tıbbi destek alın: Kaygı, gerginlik Nefes alma hızında artış Huzursuzluk Salya salgılamada artış Ruh halinde istikrarsızlık, değişkenlik Normal dışı dişeti ve dil rengi Bayılma
Veteriner Hekimimiz Dr. Emel Başaran, 28 Haziran-2 Temmuz 2017 tarihleri arasında 5 gün boyunca, Brighton İngiltere'de bu yıl 16.sı gerçekleştirilmekte olan ve kendisinin de üyeleri arasında olduğu ISFM (International Society of Feline Medicine-Uluslararası Feline Tıp Topluluğu) Konferansı'nda. ISFM'de, kedi tıbbı, cerrahisi ve refahı için veteriner hekimlere dünya çapında bir kaynak sağlanması amaçlanmaktadır. ISFM'in hedefleri: Kedi tıbbı ve ameliyatı konusunda veteriner hekimler için dünya çapında bir kaynak sağlamak, ayrıca bütün kedilerin refahı hakkında bilgi vermek ve uygulayıcıların danışma odasının ötesinde hasta sahipleri ile kullanabilecekleri bilgileri sağlamak En üst düzeyde bilimsel ve klinik odaklı bir dergi - Klinik Tıp ve Cerrah Dergisi - hem ilgili araştırma hem de uygulayıcıya yönelik değerlendirmeleri içeren yayınlamaya devam etmek Konferanslar düzenlemek ve uluslararası ölçekte diğer CPD (Continuing Professional Development - Süreğen Profesyonel Gelişim) fırsatlarını sunmak Uluslararası düzeyde tanınan bir uygulayıcı-odaklı feline refahı geliştirmek Kedi tıbbında ve ameliyattlarında CPD sağlamak Önemli ve ilgili kedi sorunlarıyla ilgili yönerge ve politikalar geliştirmek Veteriner kedi gruplarıyla nerede olursanız olun işbirliği yapmak ve bilgi ve uzmanlığı paylaşmak. Ulusal grupların bulunduğu yerlerde, ulusal partnerler vasıtasıyla resmi bağlantılar kurmak ISFM ve ulusal partnerlerinin profilini yükseltmek ve bu kişilerin erişimlerini ve etkilerini arttırmak Kedilerin sağlığı ve refahı ile ilgili diğer organizasyonlar ile işbirliği yapmak ISFM üyeliğini teşvik etmek Hasta sahiplerini veteriner aracılığıyla ve hasta sahiplerine yönelik materyaller aracılığıyla bilgilendirmek Uygulamaları daha fazla kedi dostu hale getirmek için teşvik etmek Teknikerleri kediler hakkında eğitmek En iyi uygulamanın bilgisini paylaşmak Daha fazla bilgi için: https://icatcare.org/vets/about-isfm
Veteriner Hekimimiz Dr. Emel Başaran, 6-7-8-9 Nisan 2017 tarihleri arasında, Birmingham İngiltere'de bu yıl 60.sı gerçekleştirilen ve kendisinin de üyeleri arasında olduğu BSAVA (British Small Animal Veterinary Association) Konferansı'ndaydı. BSAVA, küçük hayvanların tedavisini gerçekleştiren veteriner hekimlerin gelişimine destek sağlamak amacı ile 1957'de kurulmuştur ve günümüzde 10.000'den fazla üyeye sahiptir. BSAVA: Veteriner hekimlerin mesleki becerilerini geliştirmeye teşvik eder, İngiltere genelinde birçok devam eden eğitim kursu ve semineri yürütür, Dünyadaki en büyük yıllık küçük hayvan konferansına ev sahipliği yapmaktadır ve 7000'den fazla delege katılımı sağlamaktadır, Çeşitli küçük hayvan konularında kitaplar, el kitapları, CD-ROM'lar ve videolar yayınlar, Gönüllü organizasyonu olan PetSavers sayesinde, evcil hayvanların hastalıklarına ilişkin klinik araştırmalar yapar, Küçük hayvan uygulamasında veteriner hekimler için önem taşıyan konuların tartışılması için bir platform oluşturur ve British Veterinary Association'a, the Royal College of Veterinary Surgeons'a ve hükümet dairelerine belgeler ile kanıtlanmış sonuçları sunar, Düzenli toplantılar vasıtasıyla diğer veteriner hekimlerle irtibat kurar, Üye haklarını çeşitli Avrupa ve dünya küçük hayvan organizasyonları aracılığıyla uluslararası düzeyde temsil eder. Daha fazla bilgi için: https://www.bsava.com
Kedi ve köpeklerin yaz aylarında sıcak araba içinde bırakmanın, ısı çarpmalarının ne kadar tehlikeli olduğu aşağı yukarı herkes tarafından bilinirken soğuk hava şartlarının da petlerin sağlığı için tehlike doğurabileceği unutulmamalıdır. PetVet olarak havaların iyice soğumaya başladığı bu mevsimde size bazı önerilerde bulunmak istiyoruz; Kış check-up’ı: Senede bir kez rutin olarak petlerinizi check-up’tan geçirmeniz önerilmekte iken, özellikle sert kış aylarına girmeden bu kontrolü yaptırmanın tam zamanı olduğunu hatırlatmak isteriz. Mevsim değişikliği ve soğuk havanın da etkisi ile bazı medikal sorunlar, örneğin artritler (eklem ağrıları) daha da kötüleşir. Dolayısı ile petinizin kışa hazır ve sağlıklı olarak girdiğinden emin olmalısınız. Dayanıklılık limitlerine dikkat: İnsanlar gibi petlerin de soğuğa karşı dayanıklılıkları farklıdır. Tüylerinin yapısı, vücuttaki yağ oranı, aktivite seviyeleri ve genel sağlıkları; onların tolerans seviyesini belirler. Çok soğuk havalarda sizin ve köpeğinizin soğuk havadan kaynaklanan sağlık problemlerinden korunabilmeniz için yürüyüş sürelerinizi bazen kısaltmanız gerekebilir. Artrit problemi olan yaşlı hayvanlar, soğukta ve karda daha zor yürürler ve kayma ve düşmeye daha yatkındırlar. Uzun ve kalın tüy yapısına sahip köpekler soğuk havaya nispeten daha dayanıklı iken, yine de çok soğuk onlar için de tehlikelidir. Kısa tüylü köpekler daha az korunaklı oldukları için soğuğu daha çabuk hissederlerken, kısa bacaklı köpekler de daha çabuk soğuktan etkilenirler çünkü vücutları ve karınları karla kaplı yere daha yakındır. Şeker, kalp ve böbrek hastası olan veya hormonal dengesizliği olan (örneğin cushing hastası) petler vücut ısılarını ayarlamakta daha fazla zorlanırlar. Çok düşük dereceler onlar için tehlikelidir. Yine aynı sorunla çok genç veya yaşlı hayvanlar da karşı karşıyadır. Petlerinizin normal vücut ısılarını ve limitlerini bilmelisiniz. Eğer bilmiyorsanız lütfen veteriner hekiminize danışınız. İçeride kalmalılar: Kedi ve köpekler soğuk kış günlerinde içeride kalmalıdırlar. Yaygın ama yanlış olan bir inanış, onların soğuğa dayanıklı olduklarını ve kürklerinden dolayı üşümediklerini söyler, ama bu doğru değildir. Tıpkı insanlar gibi kedi ve köpekler de donmaya ve hipotermiye maruz kalırlar, dolayısı ile soğuk havalarda içeride tutulmaları gerekir. Uzun ve kalın tüylü köpekler (örneğin Huskyler) soğuk iklime daha fazla dayanıklı olsalar da havanın eksileri gösterdiği zamanlarda onlar da uzun süreler dışarıda bırakılmamalıdırlar. Zehirlenmelere dikkat: Çok ufak bir antifreeze damlası bile petiniz için öldürücü olabilir. Bir damla bile olsa etrafa saçılan bu maddelerin hemen temizlenmesi gerekmektedir. Ayrıca petinizin ilaç kutularına, ev temizlik ürünlerine, potansiyel olarak zehirli olabilecek toksik gıdalara örneğin soğan, tatlandırıcılar (xylitol) ve çikolataya da ulaşamamasına dikkat ediniz. Seçenekler sunmalısınız: Aynı insanlar gibi petleriniz de konforlu bir uyku alanına ve ısı değişimine dayanıklı, ılık yerlere ihtiyaç duyarlar. Onların bu ihtiyaçlarına cevap verecek uygun alanlar temin etmelisiniz. Kulübe temini: Hiçbir zaman soğuk havalarda köpeklerin uzun sürelerde dışarıda bırakılmasını tavsiye etmiyoruz. Ancak kış aylarında petinizi içeride tutmanıza imkan yoksa, ona soğuktan korunması için ılık bir ortam sağlayacak rüzgardan korunaklı bir barınak temin etmeniz gerekmektedir. Kulübede donmaya karşı önlem alınarak, kulübe zemini yerden mümkün olduğu kadar yukarıda olmalıdır. Ayrıca alt zemine serilen ve düzenli olarak değiştirilen kalın dokumalı battaniyeler temin edilmelidir. Elektirikli ısıtıcılar yangına neden olabileceği için kullanılmamalıdır. Sokak Kıyafeti: Eğer köpeğiniz kısa tüylü ise, soğuk havalarda üşümesi kaçınılmazdır. Köpeğinize dış ortamda gezmesi için sıcak tutacak kazak veya benzer kıyafetler almalısınız. Eğer yeteri kadar kuru kıyafeti yoksa ıslanan giysileri onun vücut ısısını hemen düşürecektir. Bazı köpek sahipleri petleri için ayakkabı tercih etmektedirler. Bu tarz ürünlerde ise uygun numarayı kullanmanız gerekmektedir. Biraz gürültü yapın: Sıcak bir araba motoru dışarıda yaşayan kediler için uygun bir yer gibi görünse de ölümcül sonuçlar doğurabilir. Arabanızı çalıştırmadan altına bakıp, ayrıca motoru çalıştırmadan korna çalarak içeride soğuktan saklanmış olabilecek otostopçu ufaklıkları saklandıkları yerden çıkartmaya çalışınız. Soğuk arabalara dikkat: Yazın sıcak havalarda aşırı ısınan arabalar onlar için ne kadar tehlikeli ise kışın motoru kapanan arabada o kadar soğuk ve tehlikelidir. Buzdolabı etkisi yapar ve içeride kalan petiniz buz keser. Daha önce bahsettiğimiz gibi yavru, zayıf, yaşlı, hasta veya soğuğa adaptasyon zorluğu çekecek bir sağlık durumu olan petlerinizi hiçbir zaman tek başına soğuk bir arabada bırakmayınız. Gerekli olmadıkça uzun araba yolculuklarında onları evinizden çıkartmayınız veya arabada yalnız bırakmayınız. Patilerini kontrol edin: Köpeğinizin patilerini soğuk hava kazalarına veya yaralanmalarına karşı sıkı sık kontrol edin. Çatlayan veya kanayan bir pati yürürken aniden şekillenen bir topallık, bir kaygan zeminden veya pati aralarına sıkışan bir buzdan kaynaklanmış olabilir. Pati aralarındaki tüyleri ayrıca temizleyerek bu tarz birikimlerin oluşmasına engel olabilirsiniz. Tasma ve Çip: Petlerin çoğu, yolların karla kaplandığı durumlarda, aşina olduğu kokuların buzlar altında kalması ile yollarını kaybetmektedirler. Dolayısı ile adres ve kimlik bilgilerini barındıran bir tasmaları veya varsa ideal olandır ki bilgileri güncel bir mikroçip, kaybolma durumunda kurtarıcı rol oynayacaktır. Kurulama: Yürüyüşten döndükten sonra köpeğinizin patileri bacakları ve alt karın bölgesi çeşitli kimyasallar, antifreeze gibi, yalaması durumunda toksik olacak maddelerle ıslanmış olabilir. Eve döndükten sonra patileri dahil tüm ıslak alanların yıkanması ve kurulanması bu tarz zehirlenmelerin önlenmesine yardımcı olacaktır. Bazı buz çözücüler petler için güvenli olup, bu tarz güvenliği olan ürünleri kullanmaya genel olarak özen gösterilmesi gerektiği de çevremizde bulunan komşularımıza hatırlatılmalıdır. Problemlerin farkına varılması: Eğer petiniz titriyor, ağlıyor endişeli bir tavırla dolaşıyor veya hareket etmesi yavaşlamış ve halsiz görünüyorsa veya sıcak yer bulmak için toprağı eşeliyorsa hemen içeriye alınmalıdır çünkü hipotermiye girdiğinin belirtileri şekillenmiştir. Donma olaylarını fark etmek her zaman erken dönemde mümkün değildir ve maalesef 3-4 gün sonra organ hasarı oluştuktan sonra anlaşılabilir. Böyle bir durumdan şüpheleniyorsanız hemen veteriner hekiminize danışmalısınız. İyi beslenme: Kış ayları boyunca petinizin sağlıklı kiloda olması önemlidir. Bazı hayvan sahipleri fazla kiloların soğuk aylar için ideal olduğunu düşünse de, fazla kiloların genel olarak sağlık sorunlarına yol açtığını unutulmamalıdır. Petinizin ideal kilosunu bilmeli ve kilosunu sağlıklı olabileceği seviyede tutmaya özen göstermelisiniz. Veteriner hekiminizle konuşmalı ve soğuk hava şartlarında enerjisi yüksek gıdalar hakkında bilgi almalısınız. Hepinize sağlıklı günler dileriz. photo credits: independent.co.uk | westernwildlife.org | petradioshow.com | huntindawg.com | doggysdigest.com | breedingbusiness.com | bopvets.com | cdc.gov | mattmeadmpls.com
1
2
3
4
5